Fazla TV seyreden biri değilim.Belirli takıntılı dizilerim vardır ama.Gününü ve saatini bilir televiyonun karşısına geçer keyfini çıkartırım. Fanatik bir Nip-Tuck izleyicisiyim.Yeni sezonunu dört gözle bekliyorum.Pazar gecelerimin değişmezleri arasındadır.Her bölümün sonunda, çikolata yemişim de ağzımda harika bir tad kalmış hissiyle uyumaya giderim. Cnbc-e dizilerinden '24' de sevdiklerim arasında... Türk dizilerden ise Bıçak Sırtı'na yeni başladım.Konusu ve oyuncular beni içine çekti.Sevdiğim fakat cuma akşamı olamasından dolayı düzenli takip edemediğim 'Hatırla Sevgili 'yi de unutmamam gerekiyor.Vakit buldukça kaçırdığım bölümleri You tube dan seyrediyorum.Şİmdiden 2 bölüm birikti....
Kitap 177 sayfa olduğu için size 87.sayfadan alıntı yapacağım..... -Bal gibi de biliyorum. -Matmazel,insan annesi ile babası arasındaki münasebetin esas mahiyetini hiçbir zaman bilemez.Hadiseleri ancak şahit olduğumuz kadarıyla takdir ederiz.Halbuki bütün arıza daha biz doğmadan yaşanmış tecrübeden kaynaklanıyor olabilir.
Bu kitabı elime aldıktan sonra babannelerin,büyük teyzelerin ağzından yaşanmışlıkları okumaktan sıkıldığımı fark ettim.Öylesine okunacak bir kitap...
Ben de çocuklacocuk arkadaşlarımı 'dizi sobesiyle' sobeliyorum....
İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hala aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus ,son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı... Çok ilgimi çeken bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim.
Geleceği gören harita Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti. 2000 yıllık pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi 'dünyanın en eski pili' olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü/FONT> . Antik çağ bilgisayarı
1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların ardındn,buayıtn Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı. Kristal kuru kafa Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor. Generalin kemer tokası M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu. 1000 yılda yapılan kent Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır. Uzaylılar için iniş pisti Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor. Concorde'un atası M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de akeolo Hali Mesia bunn bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u andırdığını iddia etti Kayaya gömülü çekiç Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü. Harçsız taş set Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.
Denizin kokusunu içine çekerken, boğazın muhteşem görüntüsü eşliğinde bir bardak çayını yudumlarsın. İlk kez uzaktasın bana şehrim.Hiçbir şeyin bana keyif vermiyor.Mutluluğu bir yerlerde bırakıp geldim yanına.Ama bana geri verecek olan da sensin belki de.Bir şair istanbul kendine kurban bırakmadan senden ayrılmaz diye yazmıştı.Kurban kavramı bir acıyla örtüşüyorsa,bu şehirde yanan her ışığın mutsuzluk yaratacak sebepleri var bence.Sadece daha iyi yaşanır kılmak için ertelenmiş mutsuzluklar......
Her günü bir teselli ister istanbul un.Karmaşasının arasındaki yaşamlar bugünün kurbanının kendisi olmamasını diler gibi koşturur oradan oraya.Ben koşmaktan yoruldum belki de.Durdum bekliyorum,kaderime razı oldum.
Evime dönene kadar da akıp gideceğim sokaklarında...Acıların ve kederin benden uzakta olmasını dileyerek......
İki gündür yağan yağmur ve fırtına kışı hatırlattı bana.İstanbul'luların özlemle beklediği yağmur Kayseri'mize hoşgeldi.Hava temizlendi.O aşırı sıcak ve bıkkınlık hali gitti birden.Dün akşam üstü ana caddenin bir bölümü sel görüntüsüyle sular altında kaldı.Yağmur alan illerimizin belediyeleri bence sınıfta kaldı .Alt yapı çalışmalarının ne kadar yetersiz olduğunu görmüş olduk böylece.
Kızım 3-4 gündür bağ evimizde.Babaannesi ,dedesi ve halasına şımarmakla meşgul eve dönesi de yok gibi.Kendine bir sürü oyuncak aldırmış,prenses edasıyla geziniyor evin içinde.Şehre dönmeye de pek niyeti yok.
Bu arada ben de bloğa pek vakit ayıramıyorum.Yaz aylarındaki aktiflik bilgisayar başına oturma saatlerini kısıtlıyor.Gelecek hafta İstanbul seyahatim var.Okul öncesi kızıma ve kendime moral toplama gezisi olarak adlandırdım bu gidişi.Sonra okuldu bayramdı bir daha şubat tatilinekadar gidemem herhalde.İlkokulun getirdiği zorunluluklar olacak bunlar benim için.1. sınıfa alışmanın zorlğunu arkadaşlardan öğreniyorum.Aslında bu dönem 34 yaşıma kadar geçirdiğim en zorzamanlarım.2008 yılbaşısını dört gözle bekliyorum.Sanki herşey 2008 de güzel olacakmış gibi kendimi o güne şartladım.
Dün benim için yogun bir gündü önce blogcu akadaşım didem in davetine gittim.Onun o tatlı ve sevecen evsahipliği için teşekkür ederim.Daha sonra bir başka arkadaşıma,ordan eve,oradan da bir başka aile davetine katıldım.Gece eve geldiğimde yorgunluktan ölmüştüm.Bugün hiç kıpırdamadan dinlenmeyi hayal ediyorum.
Bilgisayarım kızımın nette oyun sevdası yüzünden gene virüs saldırısına uğradı ve bozuldu.Formatlamak zorunda kaldık.Haliyle şimdi bir sürü cd yi tekrar yüklemem lazım.Uğraşacağız artık.Bir çok güzel fotoğraf çektiğim halde cd yi tekrar yükleyip resimleri aktarmaya üşendiğim için yayınlayamıyorum.
Yaz miskinliğim ne zaman geçer bilmem artık.Kışın dinamikliğini özledim.Geçen gece arkadaşımın balkonunda hafifçe üşüyen kollarıma sevindim nerdeyse.Üşümeyi özlemişim...Kızım bugün bağ evinde babannesiyle ve dedesiyle beraber.Biz de karı koca kitaplarımızı nescafelerimizi aldık, evin bir köşesinde sükunetin tadını çıkartıyoruz.Yavaş yavaş da özledim fındığımı.Tam bir çelişki yaşıyoruz yani.O varken şu sessiz halin özlemini duyuyoruz 1 saat sonra da ev bomboş geliyor bize.Bakalım kim önce 'gidip alalım şu kızı 'diyecek merak ediyorum.
Evettttt.....gerçek hayatla başbaşayım artık. Yaklaşık 4-5 kazan çamaşır,market alışverişi ,yemek yapımı ve kızımla ilgilendikten sonra akşam yemeği hazırlıkları evdekleri doyurma işlemi başladı.Sabah 8.00 da başlayan günüm 21.00 da koltuğa çökmek suretiyle şu an noktalandı.Yorgunum anlayacağınız.....Yukarıdaki karikatür tam da beni anlatıyor fazla söze ne hacet....
Gerçi şimdi yorgunluk atmak amacıyla bir bahçeye arkadaşlarımla okey oynamaya gidiyorum. İşin eğlence kısmını sona sakladım. Her şeye rağmen hayat güzel değil mi?
İkinci ve son tatilimizde bitti...Melis artık zenci kıvamına geldi....Blog tatilimde sona erdi artık. Yokluğumda yorum yazan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Artık buralardayım....
Sabah uyanıyor,yapılması gerekenleri sırayla yapıyorum.Karnım acıkınca yiyor,uykum gelince uyuyorum.Hafta içi kendimle ilgili hiçbirşeye ayıracak vakit bulamayınca,düşünüp üzülme şansım da olmuyor.Sürü'nün içinde koşuşturup duruyoruz.Hep bir telaş...Güvercinleri görünce bir an olsun kendime benzettim.Ordan oraya gidip duruyorlar.Uçuyorlar,konuyorlar.Bir yemek telaşıdır gidiyor onlar için.Hangi tür olursak olalım yaşamak için sürüye göre hareket ediyoruz.....
Seçim sonuçları ortada....Ülkemiz için güzel günler umut ediyordum. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.Gelecekle ilgili kaygılarım da bir o kadar arttı.Şimdi soru şu; Sürünün bir parçası olarak yaşamak bu iktidarda mümkün olacak mı?
Melis'in bakışları daha size neler yapacağım cinsinden....Gerçekten de yaptı.Günde 5 saat deniz ve havuz kenarında haşlanan sırtım bunun kanıtı....
Tek çocuk olmasından kaynaklanan sınırsız istekleri,bu hınzır haliyle birleşince ister istemez tarafımdan gerçekleştiriliyor.Hem büyük bir zevkle onun eğlencelerine ortak oluyorum,hem de tüm bunları gerçekleştirdiğim için kendi kendime bunalıyorum.Günlük tatil programımız onun zevklerine göre seçiliyor.O acıktığı zaman yemek yeniyor,onun uykusu geldiği zaman yatmaya gidiliyor.Şimdi bakıyorum da tatilde hiç ama hiç dinlenmemişim.Yanımda götürdüğüm kitabımdan sadece 50 sayfa okuma fırsatı bulmuşum.Şimdi,evimde daha çok dinleniyorum....
Bugün çocuklu ailelerin yanında götürmesi gereken şeylerden bahsedeceğim.Benim olmazsa olmazlarım bunlar.....
Tatile çıkmadan önce bir eczanenin yolunu tutarım.Her bölgede eczane var biliyorum ama ilk etapta yanımda bulunması gereken ilaçlar oluyor.Bu yüzden tatile çıkmadan önce kendinize ufak bir sağlık çantası bulundurmanızı tavsiye ederim.
Antihistaminikler: Soğuk algınlığındaki burun tıkanıklığını giderir. Allerji ve böcek ısırıklarının kaşıntısında kullanılır. Uyku yapabilir. Araç kullanırken anti histaminik almayınız veya krem olarak sürülenleri tercih ediniz.
Antiasitler: Mide asidinden kaynaklanan şikayetlerde kullanılır. Aniden ülseriniz ağrımaya başladığı zaman eczane aramak zorunda kalmayınız.
Antiseptikler: Betadin, baticon gibi bir antiseptikle küçük yaraları temizleyebilirsiniz.
Parasetemol.Her tür ağrı için gerekli.
Bandajlar: Burkulmalarda, çarpmalarda kullanılabilir.
Yara bantları, gazlı bezler
Sivrisinek ve böcek kovucular
Bebekler için pişik kremi, diş jeli.
Güneş yanmaları için krem veya jel.
Güneşten koruyucu kremler ve losyonlar:Kendiniz için en az 15 faktörlü,çocuğunuz için 50 faktörlü olanları kullanınız.
Çocuğunuzun kulak problemi varsa kulak tıpası.
Diğer bir çanta da tatilde ihtiyaç duyacağınız şeylerle ilgili olsun.
Sürekli kullandığınız ilaçları ve reçetelerini, sağlık karnelerinizi veya özel sigorta belgelerinizi muhakkak yanınıza alın.Özellikle yurtdışında reçetesiz ilaç almak mümkün değil.
Tırnak makası
Islak mendil 2 adet
Diş macunu,fırçası
Şampuan,saç kremi
Saç fırçası
Kulak pamuğu ve makyaj temizleme pamukları
Eşiniz için traş köpüğü ve traş bıçağı
Aseton
Kolonya
Ailenin her bireyine göre şapka ve terlikler.
Plaj çantası
Kamera ve fotoğraf makinesi.
Liste böyle sürüyor haliyle. Herkesin kendine göre ihtiyaç listesi değişik oluyor. En önemlilerini listelemeye çalıştım.Yanınıza gerekli gereksiz çok fazla kıyafet almayın.İnce askılılar ve gece için birkaç şirin yazlık elbise yetiyor.Bizim bavulun yarısından çoğu kızımın kıyafetleriyle dolar taşar.Deniz ekipmanları ise ayrı bir sorun.Kova kürek gibi oyuncakları için büyük bir çantayı gözden çıkarın.Tüm bunları annelerin hazırlayacağı düşünülecek olursa size çok iş düşüyor.Hadi kolay gelsin. Ben sıramı savdım.:)))))
Geri dönüş yolları hep mi uzun sürer...Dönüşte bitmeyen yolumuz bizi eve kolayca götürmemekte ısrarcıydı. Yol haline alışkın kızım bile dayanamadı.Geri dönüş yolumuzun en güzel tarafı ise havanın parçalı bulutlu olmasıydı.2 senedir tatilden dönüşte veya giderken,arabadaki klima yüzünden hastalandığımız için klimasız seyahatimizde havanın iyi niyetinden faydalandık.Sabah denizde yüzerken akşam evde açılmayı bekleyen bavullarla başbaşa kaldım.Tam o sırada biricik arkadaşım beni evine davet etti ve evin karmaşasından kurtulmuş oldum.Benimgüncem ve adaşımın da katılımıyla hoş bir akşam geçirdim.Dönüşün hüznü dağılmış oldu böylece......
Herkese merhaba!
Blogumda ;benim gibi full time anneler için gerekli herşeyi bulabilirsiniz. Pratik pasta veyemek tarifleri,artık okullu bir çocuğunuz ve vaktiniz varsa hobiler,çocuğunuz için masallar ve içimden gelen herşeyi paylaşmak adına buradayım.
Yorumlarınız benim için değerli! Bu sebeple her konuyla ilgili yorumlarınızı bekliyorum.
Diğer bloğum
http://Anneveecocuk.blogspot.com