Alsam mı, almasam mı derken alıp 1 günde bitirdiğim bir kitap oldu.Günümüz tek kişilik hayat yaşayan kadınların öyküsü bu.Okumuş,kariyer sahibi olmuş,zamansal aşklar yaşarken hayatı bir kenara bırakan kadınları anlatan bir hikayesi var.Baş kahramanımız Aslı ölen teyzesinin evli sevgilisine aşık olur ve hayatını bu tutkuya sarmalayıp yaşamaya değer kılmaya çalışır.Başarılı olamaz haliyle.Onu hayatından çıkarmaya çalışsa da,dönemsel karşılaşmaları kafasını karıştırmaya yetecektir.Metropol aşkları bugünlerde böyle olsa gerek...
Kolay okunan sizi sıkmayan bir kitap isterseniz okuyun derim...Benim kitap izlenimlerim böyle...
Tatillerin bana göre en güzel kısmı okumaya vakit ayırabilmek.Sahilde,havuzbaşında ya da odada yatağınıza uzandığınızda, devamını merak edip, elinize tekrar tekrar aldığınız kitabınız gün boyu yanınızda taşınır.Bu tatil rekor kırarak 1 hafta içinde 4 kitap bitirdim.Melis'i yüzme kursuna götürmemin bir ödülü de bu oldu.İyice yüzen kızım, havuz başında geçirdiğim saatlerde kitap okumamı sağlayacak kadar güven verdi bana.
Okuduğum kitaplardan bir tanesi de Elif Şafak'ın kaleme aldığı' Baba ve Piç' tam bir kadınlar romanı. Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaledeki dört kuşak kadının hikâyesi. Cicianne, Gülsüm Nine, dört teyze ve hepsinin arasında büyüyen, annesine “teyze” diyen, öfkeli, delişmen, marjinal ve piç Asya Kazancı. Türkleri tanımak, kendi ailesinin ayak izlerini sürmek için İstanbul’a gelen bir Ermeni-Amerikalı genç kız Armanuş Çakmakçıyan.
Ermeni soykırımına da değinen kitap, dili bana göre olmasa da okunmaya değer.
Gelelim bugüne.......
Sıcak hala devam ediyor.Sabah erkenden atölye çalışmasına gittim.Bir yazdır devam eden,deniz taşlarıyla yaptığım çalışma nerdeyse bitmek üzere.Çerçeveletip onu bekleyen tyerine asmak için sabırsızlanıyorumTabii ki sizlerle paylaşıp alacağım yorumlar da benim için çok önemli.Öğlen 2 ye kadar devam etti çalışmam.Evde annemin olması bir o kadar rahat olmamı sağlıyor.Kızım güvenli ellere emanet ne de olsa.Akşam bağda mangal yakılacağı bütün öğleden sonra dinlendim.Biricik komşumun oğlu Şırnak'a askere gidince biraz sarsıldım onunla beraber.Durmadan ağlıyor çünki.İlk günler kolay değil tabii.İnsanoğluna allah tarafından verilen bir güç her acıya dayanmayı kolaylaştırıyor.Neyseki 5 ay sürecek.Bütün asker annelerine sabırlar diliyorum.....
Kadın olmak zor...Lakin üstesinden kolayca geliyoruz.Yaradılışımızın gereği herhalde...Bu hikaye mitolojide sevdiklerim arasında ve sizlerle paylaşmak istedim...
Hepinize iyi haftalar...
Prometheus'un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus , oldukça başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.
Olympos'ta oturan tanrıçaların en güzeli olan ve kendi karısı olan Aphrodite'in vücudunu model olarak kullanmıştı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları bacakları kıpırdamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pndora adını taktılar. Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar. Aphrodite başına güzellikler saçtı. Güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes Pandora'nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve ona dediki; Sakın verdiğim kutuyu açma, içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır. Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a gelin olarak gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus'dan hiç bir şekilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi.
Pandora da tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğunda dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı. Kutunun içindeki hastalık, keder, ıstırap, yalan, riya gibi insanları rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anlayarak biraz sonra kutuyu kapadı ancak kutuya kapatılan kötülüklerin arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ümit" te vardı. Fakat ümit dışarı çıkamamış kutuda kalmıştı.. Böylece Zeus ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştı.
Bu öykü ölmekte olan bir şövalye ile onun hayatını kurtaran bir prenses hakkında. Güzellerle canavarlar ve büyülerle kaleler, varmış gibi görünen ölümcül güçlerle var olan yaşamsal güçler hakkında. Sanırım her çağda çok önem taşıyan özel bir serüvenin öyküsü bu.Burada yazılı olanlar, kelimelere dökülenlerle çok yakın bir şekilde yaşandı gerçekten de. Tarihi sıralamayı biraz değiştirdim, bazı karaterler birkaç kişinin karışımı, isimlerin çoğu da uydurma. Gerisini yaratmaya kalksaydım bile beceremezdim: gerçekler uydurulamayacak kadar akla hayale sığmazdı.Okuyucular yazarların maskesinin arkasını gördükleri için, beni bu kelimeleri kâğıda dökmeye itenin ne olduğunu göreceksiniz siz de. Ancak bazen ışık uygun olduğunda, yazarlar da okuyucuların maskesinin arkasını görebilirler. Onun için, belki de sizi ve aşkınızı bu sayfaların bir yerlerinde benimle ve aşkımla birlikte yürürken bulacağım.
Richard Bach
Bir kitap insan hayatını değiştirir mi ? Değiştirmek isteyene evet. Çünkü kitaplar, almak isteyenler için engin bilgi ve kültür denizleridir. Eğlenmek isteyenler için, eğlencenin en çeşidini ve damardan girilenini de kitaplarda bulunabilir. Ağlamak isteyenler, pembe kitapları okuyabilir. Ağır takılmak isteyenler, felsefik ve politik kitaplar okuyabilir ama hayata dair bir şeyler almak isteyenler içinse biraz kitap analizi yapmaları gerekiyor.
Yazarın dilimize aktarılmış epeyce kitapları var. Ben Richard Bach okumaya birçoğunuz gibi Martı isimli kitabıyla başladım. Çok hoşuma gitmişti, daha sonra diğer kitaplarını da aldım. Ama sonra bir kopukluk oldu aramızda ve maalesef yeni kitaplarını okuyamadım.Bach ı yazmak nerden aklıma geldi biliyor musunuz. Eski bir resmimde elimde tuttuğum bir kitap gözüme ilişti.O da bu kitaptı.O dönemlerde beni çok etkileyen bir yazar olduğunu kabul etmeliyim.
Kitabı tekrar ve bugünkü dimağımla tekrar okumalıydım ama bu yazıyı yazarken yaptığım araştırma sırasında öğrendiğim yazarın diğer kitaplarını almalıydım. Öyle de yapacağım.Gelelim Sonsuza uzanan köprü nün hikayesine..
Kitapta serüven bir aşka,aşk bir öğrenmeye ve sevgiye dönüşüyor.Özgürlüğünü kaybetmek istemeyen bir adamın arayışına.Sevginin özgürlüğü kısıtlamasını sorgulayan bir sürecin içine dalıyorsunuz.Özgürlüğü kısıtlamayacak olansa kusursuz bir ÖZEŞ'tir.Tüm bu düşüncelerin içinde kalan bir adamla,sevgisi içinde çözüm bulamayan çaresiz bir kadının hayatının içinde bulacaksınız kendinizi.
"Bahar geldi" demiştin bir zamanlar. "Bahar geldi, bugün bahar. Her bahar taze bir başlangıçtır. Her bahar toprağın, doğanın yeniden dirilişidir, uyanışıdır. Ben özlemin güzelliğini yaşıyorum. Özlem güzel midir? Nasıl da güzeldir hem de. Çünkü tünelin ucunda vuslat var" demiştin. Vuslat ne zaman? Benim gibi hep özlem içinde misin?Vardığında yeni bir vuslatı mı hayal edersin. Ayrılık yaman kelime,Vuslat ne zaman?
Tarihte şairlerimiz vuslatı hep allaha kavuşma olarak dile dökmüşler...Kelimelerin içinden vuslata dair kendimize bir şeyler çıkartabiliriz.Bir Yahya Kemal Beyatlı VUSLAT şiirini paylaşacağım sizlere....
Vuslatı bekleyen herkes için....
VUSLAT
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı.
Gördükleri rü'ya,ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka,
Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez,
Gül solmayı,mehtab azalıp bitmeği bilmez;
Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi,
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları hulyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler.
Bir ruh o derin bahçede bir def'a yaşarsa,
Boynunda onun kolları,koynunda o varsa,
Dalmışsa,onun saçlarının rayihasiyle.
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle;
Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
Bir mu'cize halinde,o gözlerdedir artık;
Kanmaz en uzun buseye,öptükçe susuzdur.
Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur;
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan.
Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün, nereden,hangi tesadüfle gelirler?
Aşk onları sevk ettiği günlerde,kaderden,
Rüzgar gibi bir şevk alır oldukları yerden;
Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o:
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı o gerdune gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh,ufku görürler daha engin.
Simaları gittikçe parıldar bu zaferle,
Gök her tarafından donanır meş'alelerle.
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar,
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-
Bir an uyanırlarsa leziz uykularından,
Baştan başa,her yer kesilir kapkara zindan.
Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak,
Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak.
Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık;
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık;
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!
Yahya Kemal BEYATLI
1919 dan günümüze uzanan tarihsel bir yolculuk.Sabahlara kadar süren Ceviz Kabuğu programıyla tanıdığımız Hulki Cevizoğlu ,1919 dan günümüze kadar geçen kilit olayların cevaplarını veriyor .Kitap 450 dipnotuyla büyük bir araştırma niteliği taşıyor.
Geçmişimizi bilmeden geleceğimizi anlayabilmemizin mümkün olmadığını düşünüyorum.
1919'dan günümüze kafanızdaki soruların cevaplanmasını istiyorsanız, mukakkak bu kitabı okuyun....
İşgal ve Direniş / 1919 ve Bugün
- İlk kez “çuval” olayının perde arkası açıklanıyor. - Atatürk'e darbe teklifi.. Atatürk niçin darbe yapmadı? - 1919'da “derin devlet” var mıydı? - Ülke işgal edilirken kimler “işgal yok, bu paranoyadır” dedi? - Mustafa Kemal'in tarihin akışını değiştirecek ABD'lilerle görüşmesinin perde arkası. - Vahidettin'in İngilizlerle yaptığı gizli anlaşma: “15 yıllığına bizi yönetin!” - Mustafa Kemal'in annesi niçin kalp krizi geçirdi? - Gizli örgütler nasıl kuruldu? - Türkler Ermeni soykırımı yaptı mı, Mustafa Kemal'in cevabı?..
Reklamların küçük beyinlere nasıl etki ettiğinden bahsetmek istiyorum.Dün gece babasına anneme Atasay'ın şu kadarcık şeyinden alalım demiş.Çikolata reklamları,dondurma reklamları gibi çocukları özendirici reklamların azaltılması taraftarıyım.
Her gördüğünü alamayacağını anlaması için ne yapmalı bilmiyorum.Havaların değişken olduğu bu mevsimde yediği her dondurma öksürük olarak geri dönüyor bana. Reklamlarda gördükçe de istiyor yavrucak.
Bir ara sucuk reklamları vardı tepki alınca sınırlı saatlerde yayınlanması sağlandı. Benim bile canım istiyordu o sucuklardan....
Alamayacak durumda olan aileler çocuklarının istedikleri bu ürünleri nasıl alacaklar?
Bu hafta size tanıtacağım kitapİKİ KİŞİLİK YALNIZLIK...
İki kişilik yalnızlık… Yaşanmış bir öykü… O öyküden yola çıkılarak yazılmış bir roman… 'Sözleri bitmiş' bir çift… “İlk yıllar ne güzeldi!” diye düşünen, mutsuz bir kadın… “Yalvarırım beni dinle!” diyen bir adam… Karı kocanın arasına giren kara bir gölge… Birbirine yabancılaşan, karanlığın dehlizlerinde birbirini kaybeden iki insan… Ve yavaş yavaş çöken, “iki kişilik yalnızlık”…
Okudukça yazılanların gerçekten yaşanmış olduğunu tekrar tekrar düşünmekten, hüzün ve öfkenin sınırlarında gidip gelmekten ve “Bunlar gerçek olmamalı!” demekten kendinizi alamayacaksınız.
“Yaşadığım gerçekler beni sevdiğim erkeğin peşinden sürükledi. Peşinde sürüklendiğim sevgim ise bana ihanet etti. Birçok evli kadına ihanet ettiği gibi. İçimdeki o güzelim neşeli kız çocuğu genç bir kadına dönüşemeden, çok bilmiş bir kadın oldu. Çoğu zaman bu bilmiş kadından nefret ettim. Çünkü o neşeli kız çocuğunu her defasında susturmasını bildi o çok bilmiş kadın. Sevdiğim erkeği, onunla birlikte çıktığım bir yolculukta bir süre sonra kaybettim. Daha sonra ona kızgın oldum hep. Ona defalarca söylemiştim; ne olursa olsun elimi bırakma diye. Sensizlikten korkarım diye...”
Ben’in sürdürebileceği savaşların en zorlu olan, ben’i an be an başkası olmaya zorlayan bu dünyada, kendinden başka ben olmamak için savaşmaktır ve bu savaş hiç bitmez.”
e.e.cummings
"To be nobody but yourself in a world which is doing its best, night and day, to make you everybody else-- means to fight the hardest battle which any human being can fight, and never stop fighting."
e.e. cummings
Cumhurbaşkanlığı adayları açıklandı.Söyleyecek bir sürü şey var aslında.Şair benim için birkaç söz söylemiş.Televizyon ve gazetelerde herkes bir şeyler söylese de sonucu değiştirmiyor.Bakalım neler olacak.....
Brecht in sizin için seçtiğim bu şiirleri favorilerim .Onu okudukça seveceksiniz,okudukça düşüneceksiniz.
Brecht(18981956)Alman şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni epik tiyatro görüşüyle geleneksel tiyatronun sunduğu illüzyonu kıran ve tiyatroyu sosyal ve ideolojik bir foruma dönüştürmüş sosyalist tiyatro devrimcisidir.
DÖRT AŞK ŞARKISI -I- Senden ayrılıp sonra Kavuşunca bu büyük güne Gördüm, görmeye başlayınca Herkesi neşe içinde. Ve o akşam vaktinden beri Bilirsin ya, hangisi Dudaklarım daha bir güzel Ve ayaklarım daha bir çevik şimdi. Daha yeşil ağaçlar dallar ve çimen, Duyumsayınca böyle Ve su daha hoş serin Üstüme dökününce.
-II- Bana neşe verince sen Düşünüyorum da bazen: Şimdi ölebilirim diyorum işte Ve hep mutlu kalırım böylece Ta sonsuza dek. Sen yaşlanınca sonra Ve hatırlarsan beni Görünürüm yine bugünkü gibi Ve bir sevgilin olur senin de Hala gencecik biri.
-III- Yedi gülü var dalın Altısını yel alır Biri kalır geriye O da bana adanır. Yedi kez çağırırım seni Altısında gelme kal Ama yedincisinde söz ver Tek bir sözcükle gel.
-IV- Bir dal verdi sevdiğim Üstünde sarı yapraklar. Yıl desen,geçer gider Sevdaysa yeni başlar. (1950)
SEVGİLİLER Bak! Gökte yay gibi uçan şu turnalara Uçarlarken bir yaşamdan bir başkasına Bulutlar da birlikte gidiyor onlarla. Bulut ve turnalar İkisi de aynı yükseklik ve aynı telaş içinde Yerlerinde duramadan Yan yana, kısacık uçtukları o güzel göğü İkiye bölüyorlar. her biri öbürünün salınışından başka bir şey görmeden Aynı rüzgarı duyuyor. Şimdi yan yana yatan bu çifti Rüzgar boşlukta öylece sürükleyebilir. Bu uyum bozulmadıkça Uzun süre kimse onları ayıramaz Yağmurlardan ve kurşunların vızıldadığı Her yerden uzaklaşabilirler Güneşin ve ayın altında küçücük hareketlerle Birbirlerine sevdalı, uçarlar sonsuza. Hey sizler, nereye? -Hiçbir yere. -Nereden? -Her yerden. Soruyorsunuz, ne zamandır birliktesiniz? Çok olmadı. -Ne zaman ayrılacaksınız? -Hemen. İşte böyle bir anlık birlikteliktir, sevenler için seda.
(1928-29)
ZAAFLAR
Senin hiç yoktu Benimse vardı bir tane, Seviyordum. (1950)
SONE NO:19
Bir şeyi istemiyorum yalnız:Benden kaçmanı
Dinlemek istiyorum seni,sadece yakınsan bile
Sağır da olsan çünkü,söylediklerin gerekirdi bana
Ve dilsiz olsan gördüklerin
Ve kör bile olsaydın,yine görmek isterdim seni
Bekçim gibi yanımsıra gelirdin:
Yarısına bile gelmedik upuzun yolun
Nasıl bir karanlık içindeyiz hala düşün!
Diyemezsin yaralıyım beni bırak
'Herhangi bir yerde' diyemezsin,varolan yalnızca 'burası'
Benim de küçük bir kızken okuduğum o saf kız hala varmış. Kızımla geçen pazar gazetemizin verdiği ek sayesinde tanıştılar. Baktım her sabah resimlerine bakıp onun dünyasına yolculuk yapıyor. Hikayesini birkaç kez okuduğum için ezberledi artık. Bugün kitapçıdan yeni bir seri aldım. Nasıl sevindi anlatamam.
Herkese merhaba!
Blogumda ;benim gibi full time anneler için gerekli herşeyi bulabilirsiniz. Pratik pasta veyemek tarifleri,artık okullu bir çocuğunuz ve vaktiniz varsa hobiler,çocuğunuz için masallar ve içimden gelen herşeyi paylaşmak adına buradayım.
Yorumlarınız benim için değerli! Bu sebeple her konuyla ilgili yorumlarınızı bekliyorum.
Diğer bloğum
http://Anneveecocuk.blogspot.com